Corona Günleri ve Kemik Ödemli Kadın Blogger Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

Merhaba Sevgili Shoeperalılar,

Umarım kendimi yeniden tanıtmam gerekmez; sizlerle bilumum tuhaf ve absürd hadisenin üst üste gelmesi nedeniyle uzun, upuzun bir süredir görüşemedik. Tüm sitemlerinizde haklısınız ama durun! Hemen vurmayın, önce bir sorun neler oldu neler bitti de koskoca 7 ay buralarda yoktun deyin, eski günlerin hatırına 😉

Hem filmi biraz geri sarıp başıma neler geldi onları sizlerle paylaşayım hem de Corona günleri bizi esir almışken kadın blogger olma meselesine bir el atalım hep beraber; ne dersiniz?

Corona Günleri ve Kemik Ödemli Kadın Blogger Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

corona-gunleri

corona-gunleri

Zamanda biraz geri gidelim önce. Anımsarsınız, Shoepera içerikleri sitelerinde bir muahafazakar moda sitesiyiz yazan bazı ahlak yoksunları tarafından çalınmıştı. Ben de kendilerini dava etmiştim. Süreç devam ettiği için son durumu henüz paylaşamıyorum sizlerle.

Tam o günlerde bir seminer dizisine katıldım. Dünyada ve toplumsal düzenlerde ne tür sosyolojik değişimler beklenebilir, yakın gelecekte insanoğlunu neler bekliyor konulu.

O seminerlerde bize işimiz pazarlama ve marka yönetimi olduğu için önce Büyük Veri ve Dijital Pazarlama alanlarında nelerin değişeceği ardından da tüm iş dünyasının kısmen değil %100 dijitalleşmeye gideceği, sabah kalkılıp ofise gidilerek 8-9 saat yüz yüze plaza insanı olarak çalışma döneminin sona ermesinin öngörüldüğü açıklanmıştı.

Eh peki dedik, pazarlama ve marka yönetiminde 15. meslek yılımız madem ben de geleceğe yatırım olarak bir e-ticaret sitesi kurayım diye düşünüp kolları sıvadım. Ne satıyorsun diye sormazsınız bana eminim; hepiniz beni tanıyorsunuz sonuçta:) Stilettolar, yürüyüş ve dans ayakkabılarını kendi dizaynlarımla Avrupa’ya satıyorum aylardır.

E-ticaret blogculuktan aşırı farklıymış. Avrupa Birliği Mevzuatı, Avrupa Ticaret Hukuku…bir ton şey öğrenmek zorunda kaldım. Niyeti olanlar önce Türkiye için kursun siteyi sonra ülkeleri arttrın diğer türlü çok uğraşmalı ve zorlayıcı oluyor açıkçası.

Tam işi rayına oturttuk kiiii, bir tango gösterimizin provalarında agresif ve ters bir hareket yapmamla 2 dizimin üstüne düşmem bir oldu…Buz koyup 2 gün dinlenirsem geçer ZANNETTİM…Zannettiğimle de kaldım efendim…

Ertesi gün dizlerimde asit dökülmüş gibi bir yanma, 2 dev yumru ve yataktan kalkamama ile vaziyetin yaş olduğu anlaşıldı. MR’lar çekildi ve ta taaammmmm….2 dizde birden KEMİK İLİĞİ ÖDEMİ (bu oldukça zorlayıcı ve riskli bir durum) ve yumuşak doku ezilmesi teşhisi kondu Aralık ayında…

Tam da Çin’de Corona’nın iyice patlak verdiği günlerde benim de eziyet dolu hayatım başlamış oldu. Menisküs v.b. gibi ameliyat olup kurtulma durumu yokmuş kemik iliği ödeminde. İyileşme süreci 7 ay ile 1 yıl olarak verildi cerrahımız tarafından. Yani? Yanisi şu: 1 yıla yakın süre bu ödem dolu dev yumrular dizlerimde kalacak ve çok yavaş yavaş iyileşecekmiş.

Resmen yıkıldım önce çünkü ödem çözücü ilaçlarla v.b. 1 aya kalmaz toparlarım diye düşünmüştüm. Aralık ayından bu yana her gün yapmam gereken düzenli egzersizlerimi yapıyorum ve binbir zorlukla koluma girenlerin yardımlarıyla ofise gitmeye devam ediyordum. Berbat bir şey.

Mart ortasında ise artık hepimiz remote çalışma modeline geçirildik ve tüm işlerimi evden yürütüyorum. Corona süreciyle beraber hepiniz gibi ben de büyük bir travma geçiriyorum. Bildiğimiz dünyanın sonuna tanıklık ettiğimizi, her şeyin anormal bir hızla değiştiğini sadece seyredebiliyorum.

Bir yandan işimi yürütüp bir yandan şiş dizlerle bilfiil yarı engellilik durumunu yaşıyorum. Bu konuda empati yönüm epeyce gelişti diyebilirim ve hem Corona hem de engelli olma halini aynı zamanda yaşamakta olan biri olarak tüm bu kara zamanlar geride kaldığında engelli bireyler için özel sosyal çalışmalar da yapmaya karar verdim. Bilmek, okumak başkaymış, bilfiil yaşamak çok başka.

Yardım almadan markete bile yürüyemiyordum şimdi ise evde bir odayı dev aynalı bir egzersiz odasına çevirdim ve her gün inatla eski sağlığıma kavuşmaya çalışıyorum. Sapasağlıklıyken, özgürken bunların “zaten doğal hakkımız” olduğunu varsayıyoruz. Giyinip keyifle ofise gitmenin, yardım almadan duşa girebilmenin bile nasıl bir konfor olduğunu acı bir şekilde öğrendim maalesef…

Aile büyüklerimin ihtiyaçları için binbir törenle de olsa dışarı çıkabiliyordum biraz egzersiz de olması açısından. Son 9 gündür dışarıya hiç çıkmadım. HİÇ.

Sorsanıza bana “Evdeki 1 oda dolusu stiletto koleksiyonu ne oldu?” diye? Ne stilettosu efendim cerrahım bu yumrular inene kadar ( 7 ay-1 yıl) mini topuklu dahil olmak üzere topuklu her şeyi yasakladı… Şu yazımda bu günleri önceden bilmişim gibi paylaştığım türden ortopedik ev ayakkabısı giyiyorum…

Bir tür geçici mahrumiyet ve mahkumiyet gibi değerlendiriyorum bu süreci. Toplumsal yaşam durdu; bari ben kendi iç dünyamı sağlam ve düzende tutayım ve ilerideki güzel günlerin yakın olduğunu ummaya devam edeyim dedim…Diğer türlü zaten olağanüstü zorluklar yaşadığımız şu süreçte despresyona girmemek kaçınılmaz olurdu.

Corona Günlerinde Fiziksel Kondisyon

Corona-ve-fiziksel-kondisyon

Corona-ve-fiziksel-kondisyon

Bu melanet Corona virüsüyle etkin mücadele için her ulustan uzmanlar sayısız önlem ve çare öneriyor. Bunlar arasında en önemsediklerim beden-zihin bağlantısını güçlü tutmakla ilgili olan öneriler. Dans antrenmanlarımı ne kadar sevdiğimi, bedeni, omurgayı ve morali sımsıkı ve sağlam tuttuğunu biliyorsunuz.

Kemik iliği ödemi teşhisi alıp 2 dev yumruyla yürüyememeye başladığımdan beri her gün egzersiz yapmak benim için zaten bir zorunluluk. Sizler ise bu bilinmezliklerle dolu Corona sürecinde bedeninizi güçlü tutmak için ev sporlarına yönelebilirsiniz.

Doktorum bana kaslar, kemik içi yapılar, çevre dokular ve omurganın güçlü tutulmasının ne kadar önemli olduğunu bir bir anlattı. Açık havaya çıkma şansımız Corona sebebiyle olmasa da her evin 1 odasının olanaklıysa egzersiz odası olarak düzenlenmesi hepimize ileriki zamanlarda da çok yardımcı olur.

İnternetten sipariş verilebilecek yoga matları, pilates topları bu süreçte çok iş görür. Güvenilir fitness uzmanlarının amatör ev sporcuları için ürettikleri içeriklerle fizik kondisyonumuzu ne kadar arttırırsak kardır.

Bugünlerde tüm kadın bloggerlar zorda. Evini mi, kendini mi, çocuğunu mu, yaşlı anne babasını mı güvende ve güçlü tutsun, işini evden yapmaya çabalayıp bir yandan brokoli haşlarken bir yandan çocuğuna podcastler mi arasın, aileyi bir arada tutarken kendi kaygıları ve uykusuzluğu ile içerik mi üretmeye çabalasın? Bu kara günlerde kadın blogger olmak tıpkı İsviçre çakısı gibi dayanıklı, çok yönlü ve güçlü olmayı gerektiriyor her yönden.

👉   Başta bloggerlar olmak üzere herkes için güçlü omurga, güçlü sıkı kaslar, güçlü moral diyorum. 👌

Corona Günlerinde Beslenme ve Bağışıklık

Corona-ve-beslenme

Corona-ve-beslenme

Corona virüsüyle ilgili uzmanlarca yapılan bilgilendirmelerde her ne kadar çoğunlukla ileri yaş gruplarının daha çok risk altında olduğu belirtilse de maalesef can kayıplarında bünye zayıflığı veya çeşitli akut/kronik raatsızlıkları olan daha genç bireylerin de aramızdan ayrıldığına tanık oluyoruz.

Kendimizi ne denli güçlü tutarsak bu karabasandan o derece az zararla çıkma şansımız var.

Normalde sabahları erkenden uyanıp duştur, giyip kuşamdır derken alelacele atıştırdığımız sağlıksız şeyler yemek yerine bu dönemi bağışıklığımızı güçlendirecek besinlere geçmek için bir fırsat olarak da görebiliriz.

Kahvaltı başta olmak üzere, bu süreçte beslenme düzenimi de yeniledim. Hem doktorumun önerdiği kemik suyuna çorbalar, brokoliler, o zar zor içebildiğim kelle paça çorbaları 😒 hem de bedenin savaşma gücünü arttıran, serbet radikallerle baş etmeyi kolaylaştıran antioksidanları her gün düzenli tüketiyorum.

A ve E vitaminleri antioksidan olarak saçlar, cilt ve DNA onarımını desteklerken, toplumsal sorunlar, pandemi gibi durumlarda  b 12 vitaminleri despresyon halini önlemeye yardımcı oluyor.

Bu konuda daha kapsamlı beslenme planı değişiklikleri yapmak isterseniz Yeditepe Üniversitesi İç Hastalıkları ve Nefroloji uzmanı Prof.Dr. Gülçin Kantarcı‘nın bağışıklık güçlendirici uzman görüşlerini burada okuyabilirsiniz.

Corona Günleri ve Hijyen

 

eyup-sabri-tuncer-kolonyasi

eyup-sabri-tuncer-kolonyasi

Ülkece Corona virüsüyle mücadele ederken en zorlandığımız konuların başında hijyen geliyor. Biz de tıpkı bu virüsle Ortaçağ’ın Kara Veba Dönemi gibi maalesef korkunç günler geçirmekte olan İtalyan dostlarımız gibi sıcak, çabuk kaynaşan, birbirine saygı ve sevgisini dokunarak, sarılarak gösteren bir toplumuz malum.

Tokalaşma, halay çekme, miniklerin yanaklarından makas alma, büyüklere karşı el öpme gibi sayısız ve binlerce yıllık geçmişi olan davranış kodlarını bir anda değiştirmemiz kolay değil, biliyorum.

Ancak mecburuz. 1 metrelik sosyal mesafe kuralını bu Corona felaketini başımızdan savuşturduktan sonra da devam ettirmeliyiz.

Nüfusumuz aşırı, toplumumuzda yaşlı birey sayısı artıyor ve Corona sonrası (dilerim yanılırım ama) başkaca virüs aileleriyle de dünyada çeşitli sosyal deneyler yapılacağını hesaba katarsak günlük hijyen alışkanlıklarımızı, sosyal davranışlarımızı değiştirmemiz gereği çok aşikar.

Düzenli el yıkama konusunda mikrop ve virüs gruplarına karşı %99,9 luk koruma sağladığı tespit edilmiş olan Protex kullanıyorum. Çok başarılı ve yıllardır güvendiğim bir ürün açıkçası. Aralık ayında virüsün patlak vermesiyle henüz kolonya furyası başlamadan eve 5 kutu Eyüp Sabri Tuncer kolonyası almıştım. (Orta boy olanından, stok yapmak sayılmaz değil mi? 😉)

Kozmetik dünyasının başını çeken Fransa’ya karşı Eyüp Sabri Tuncer markamızın uzun yıllara dayanan başarılı marka yönetimini çok takdir ediyorum.

Çok titiz çalışan, prensip sahibi, tüm kozmetoloji standartlarına ve düzenlemelerine birebir uyan, istikrarlı bir marka kurmayı başarmış bir aile Tuncer Ailesi.

Corona günleri ile birlikte “demode” bulunan kolonya kullanımının belki de hayat kurtaran şahane bir iksir olduğunu Eyüp Sabri Tuncer kolonyasıyla hep birlikte yeniden anımsadık. “Fırsat bu fırsat” diyerek fahiş zamlar yapmayarak da kalbimi kazandı açıkçası bu marka.

Protex, üstüne Eyüp Sabri Tuncer kolonyası, gece yatarken de kolonyadan kaynaklanan yanmaya karşı Pepanthol Onarıcı Bakım Merhemi kullanıyorum. Sağlam bir kombo gibi geliyor bana; bunları kullanınca tuhaf şekilde iyi hissediyorum.

Corona virüsü ve benzer yayılımlı virüs gruplarına karşı:

  • Gün içinde düzenli el yıkamayı
  • Sarılma, öpüşme, tokalaşma, yanaktan makas alma gibi sosyal davranışları bırakmayı
  • 1 metrelik sosyal mesafe kuralını artık ömürlük bir standart haline getirmeyi
  • 65 yaş altındaysak ve çok kritik bir şey için dışarı çıkmak zorundaysak hep “aynı ayakkabıyı” dışarıda giymeyi
  • Eve döner dönmez dış giysilerimizi ve ayakkabıyı dışarı asarak havalandırmayı 
  • Dışarıda tüm ödemeleri dijital yapmayı ve ödeme işlemini “temassız kartla” bizzat gerçekleştirmeyi ( banka kartları üzerinde virüs 3 saat süreyle tutunabildiği için kartı kasiyere vermemeyi)
  • Paketli ürün mümkünse almamayı, almak zorundaysak paketleri cerrah eldivenleri kullanarak antibakteriyel mendillerle dezenfekte etmeyi
  • Dijital kuşak olmadıkları için virüsün vehametini tam kavrayamamış ileri yaştaki akraba ve komşularımıza sabırla sevecenlikle gerekli hijyen kurallarını defalarca anlatmayı lütfen her an anımsayalım.

Evet, normalde bugün sizlere mesela gelecek sezonun sonbahar-kış ayakkabıları ve kombinleri gibi bir içerikle seslenirdim. Stiletto hastası bir performans dansçısı olarak dizlerimde yumrularla ortopedik ev ayakkabılarımla ve kolonya kokulu ellerle bugünlük ancak bu kadar yazabildim…

Ağrılar ve yumrular sebebiyle uzun süre oturamadığımdan bu yazımda seo sorunları, cümle düşüklükleri v.b. olduysa affola. 😢

Gelecekte, bu karanlık Corona dönemini atlatıp özgür, sağlıklı, huzurlu ve neşe dolu günlerde sizlere yine ayakkabı modasından atraksiyonel haberler verebilmeyi, hepinizin tüm sevdiklerinizle sağlıklı ve mutlu zamanlar yaşamanızı diliyorum.

Sevgilerimle

“Ayakkabı Ruhun Arabasıdır”. 

Paylaş ki, Shoepera'yı Birlikte Büyütelim:

4 Comments

Bir Ses Verin:) Ne Diyorsunuz Bu Konuya?