Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Başkasının Pabucuyla Maraton Koşulmaz

Sevgili Shoeperalılar,

maraton koşan kadın sporcu

maraton-kosmak

Bugün Shoepera’da daima alışkın olduklarınızdan biraz farklı bir içerikle karşınızdayım. Shoepera’nın mottosu “Ayakkabı Ruhun Arabasıdır” bildiğiniz gibi. Ben her kadının özgün, orijinal ve kendisi olması gerektiğine, başkasının değil “kendi ruhunun” , “kendi bilincinin”, “kendi renklerinin”, “kendi tarzının” temsilcisi olmasının şart olduğuna inanan biriyim.

Bunda galiba biraz ismimin de etkisi var. Her şeyin aslı, orijinali benim için esastır çünkü hiçbir “taklit”, hiçbir “esinlenme” o şeyin aslının, esasının yerini tutamaz. Ruhlarımız, kişiliğimiz, tarzımız, önceliklerimiz bize has ve özgün olduğunda 8 milyar insan içinde biriciğiz; hiçbirimizden 1 tane daha yok. 

Bu gerçekten hareketle bugün sizlerle kendimiz olmak, ilham almak, gıpta, haset ve taklitçi olmak kavramlarına beraber bir bakalım istiyorum. Kapın kupaları, aromalı kahveleri, melisa çaylarını, koyulun okumaya…

Başkasının Pabucuyla Maraton Koşulmaz

Seri üretim giysiler, ayakkabılar seçip alıyoruz hepimiz kendimize. Stilimizi adım adım inşa ediyoruz. Eğitim, meslek, üslup, duruş, yürüyüş, gülüş gibi bizi biz yapan özelliklerimizle her birimiz her gün gelişerek evriliyoruz.

Ama bir bakın bakalım, aynı ayakkabıyı 1000 kadına giydirin asla ama asla aynı durmayacaktır. Çünkü, ürünler, uygulamalar, stiller sadece içimizdeki bir tek bizde bulunan o biricik ruhla bütünleştiğinde özgün, çekici, cazip, başarılı, etkin veya sempatik olabiliriz. Ancak bize has yeteneklerle, kimsenin gülünç bir karikatürü olmadan kendimiz olduğumuzda arzu ettiğimiz etkiyi yaratabiliriz👌👍

Demem o ki, içtenlikle fikir sormak, yardım istemek başka, gizlice ve sinsice birilerini taklit etmeye çalışmak başka. Bu her şeyden önce kendimize saygımız ve beğenimiz olmadığını, biricikliğimize inanmadığımızı gösterir.

Birilerini taklit ederek de asla “aslımızı”, bize has “özümüzü” yansıtamayız. Üstelik dışarıdan bakanlar da bu taklit halini dakikada görebiliyor. Neden? Çünkü o biz değiliz; bir başkasından taklit ettiğimiz hiçbir şey ruhumuzla bütünleşmez. Emanet ve eğreti durur.

Yaşam serüveni 100 metre koşusu değil; upuzun soluklu bir “maraton”dur ve şundan eminim ki, o maratonu ancak “kendimiz” olarak tamamlayabiliriz. Kendimiz olduğumuzda iksirimiz bizizdir, yakıtımız tükenmez çünkü ruhumuzdan, özümüzden gelir.

maraton koşan kadın sporcu

maraton-kosmak-tiknefes-olmak

“Başkasının pabucuyla asla maraton koşamayız.” Ayakkabı simgesi ruhumuzun arabasıysa, yolda tık nefes olmadan maratonu tamamlayıp ipi göğüslemek için kendi içsel “yakıtımıza” kendi ruhumuzun arabası olan “bize ait ayakkabılara” ihtiyacımız vardır. Burada ayakkabıyı dilediğinizce okuyabilirsiniz (eğitim, stil, meslek, dünya görüşü, iş yapış tarzı, üslup, yaklaşım, kişilik, tutum, imaj v.b.)

İlham Almakla Taklit Arasındaki İnce Fark

Çok beğendiğimiz şeyler olamaz mı? Olur elbet. Herhangi bir şeyi pek benimseyip içselleştirebiliriz. Kendimize de uygun olacağını düşünebiliriz. Onu alıp kendimize, hayatımıza, tarzımıza uyarlamak isteyebiliriz. Bu ne zaman başarılı olur? Biz içtensek, sahiciysek, o şeyi gördüğümüz insana haset değil gıpta ediyorsak, kendimizin daha iyi bir versiyonuna dönüşmek için “kendimize has” uyarlamalarla herhangi bir şeyden “ilham” alabiliriz.

Oysa taklitte ilhamdaki, gıptadaki içtenlikten eser yoktur. Birisini taklit ettiğimizde ruhumuzun “kara deliğine” adım atarız. Kendi ruhumuzun dışına düşeriz. Haset diyarına koşar adım ilerlemeye başlarız artık. Sinsilik içimizi çürütür, yüzümüze sahte gülümsemeler yapışıverir.

En fenası da şu: Taklitle asla istediğimiz o özel etkiyi yaratamayız. Hem o kişi gibi olmamız olanaksızdır; hem de artık kendimiz de değilizdir. Bir kadın için ne hazindir kendisi olamamak; başka bir kadının avatarı gibi davranıp da emanet bir sükse yapmayı ummak…

Etkileyicilik ve başarı, ancak kendi ışığımızdan, kendi ruhumuzdan, kendi özümüzden gelir.

Evet, bugün “Başkasının pabucuyla maraton koşulmaz” analojisinden yola çıkarak özgün olmak, içten olmak, ilham almak ve taklitçilik kavramlarına bu seferlik şöyle bir dokunduk. İlerleyen günlerde isimler, somut örnekler vererek de bu konuyu daha etraflıca irdeleyebiliriz.

Sizler ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Taklitlerin aslını yaşattığı görüşüne katılır mısınız?

Görüşlerinizi yorumlar kısmında paylaşmanızı merakla bekleyeceğim.

Shoepera’ya henüz olmadıysanız abone olarak yeni içerikleri kolayca takip edebilirsiniz.

Her kadının kendi ruhunu, kendi özünü yansıtıp bundan mutluluk duymasını ve kimseleri taklit etme ihtiyacı hissetmeyecek kadar kendisine saygısı ve sevgisi olmasını dilerim.

Gelecek içeriklerde buluşana dek en şahane ayakkabılar sizin ruhunuzu taşısın👠👢👟👡💄👌💋

“Ayakkabı Ruhun Arabasıdır”

Paylaş ki, Shoepera'yı Birlikte Büyütelim:

20 Comments

Bir Ses Verin:) Ne Diyorsunuz Bu Konuya?