genç-japon-kadini-gorseli

Japon İşverenlerin Yüksek Topuklu Ayakkabı İle İmtihanı

Sevdiklerinle Paylaş:

Merhaba Sevgili Shoeperalılar,

Bugün sizlerle Uzakdoğu’ya doğru uzanalım ve biraz Japonya ve Japon kültürü üzerine konuşalım istiyorum. Japonya kendisini tüm dünya uluslarından ayıran, farklı bir saygı gören disiplin, çalışkanlık, üretkenlik ve kadim Japon ahlakıyla daima öne çıkmakla beraber, uzun yıllardır da cinsiyetçilik skandallarıyla gündeme geliyor.

Japon kültürü kadını daima evde ve “hizmet gören” bir konuma sıkıştırmaya çalışıyor. Gelenekselliğin tavan yaptığı ve cinsiyetçiliğin kalkınmasını olumsuz etkilediği Japonya’da bakın aktivistler kadınlara karşı artan yüksek topuklu ayakkabı faşizmi ve cinsiyetçilikle mücadelede ne adım atmış?

Japon İşverenlerin Yüksek Topuklu Ayakkabı İle İmtihanı

genç-japon-kadini-gorseli
Japon-kadini-cinsiyetcilik

Japonya son yıllarda iyice tavan yapan cinsiyetçi yaklaşımıyla geçen yıllarda önce kadınların tıp fakültesine girişlerine engeller koymuş, bununla da yetinmeyip tıbbı kazanmış kadınların fakülte giriş puanlarını illegal şekilde düşürmüştü.

Skandal ortaya çıkınca Japon bir erkek milletvekili :”Onlar evlenip doğum yapmak zorunda; tıp fakültesinde yerleri olmamalı.” açıklamasıyla ikinci bir skandala imza atmıştı.

Japon işverenler kadın çalışanlara hem daha düşük maaş ödüyor hem de kadınların üst düzey yönetici rollerine terfi etmelerine engel oluyor. Japon kadınların plazalardan uzak durup “evlerine” dönmeleri için Japon iş ortamında her türden mobbing, ayrımcılık ve dışlama sürüyor.

Yetmezmiş gibi Japon işverenler şirketlerinde çalışacak Japon kadınlardan mutlaka “yüksek topuklu ayakkabı” giymelerini şart koşuyor.

Erkek çalışanlarla ilgili hiçbir düzenleme yapılmazken, düz ayakkabı giyerek işe giden Japon kadınlara iş sözleşmelerinin feshedileceği bildiriliyor. Rezalette son nokta gerçekten!👎👎👎😠

Bu durumun dayanılmaz bir hal alması sonucu Japon kadın hakları aktivistleri bu “yüksek topuklu ayakkabı” şartının son derece cinsiyetçi ve kadını “nesneleştiren” bir düzenleme olduğunu belirterek düğmeye bastı.

Tanınmış Japon yazar ve aktivist Yumi Ishikawa tarafından başlatılan kampanyada ofise her gün ve mesai saatleri boyunca topuklu ayakkabı giyme zorunluluğunun kadın sağlığını tehdit eden ve son derece seksist bir yaklaşım olduğu vurgulanıyor.

Şimdiye dek Change.org üzerinden kampanya kapsamında 25.000’i aşkın imza toplandı; bakalım kampanya sonuna dek Japon kamuoyunun ne kadarı destek verecek?

Japon kadını topuklu ayakkabı faşizminden ve yüzyıllar ötesinden gelen cinsiyetçiliğin kurbanı olmaktan kurtulabilecek mi?

Bu cinsiyetçi ve geleneksel katı tutuma karşı başlatılan kampanyanın hashtagı ise #Kutoo. Japonca’da “kutsu” “ayakkabı” anlamına, kutsuu sözcüğü ise “acı” anlamına geliyor.

Gelenekselliğin  Kalkınmaya ve Toplumsal Gelişime Vurduğu Darbe

Japonya’da patlak veren cinsiyetçilik sorunu bizlerin de çok aşina olduğu bir konu. Bilinçlenme, farkındalık artışı, eğitim ve kariyer olanakları, teknoloji ve internet kadınların kendi güçlerini fark etmesini hızlandırdı.

Kadim çağlarda anaerkil olan dünyamız, asırlar önce tarım devrimiyle farklı bir iş bölümüne evrilince, erkeklere de gün doğmuş oldu. O tarihten bu yana kadın, “ev içi” yaşamla özdeş tutuluyor; kocasının kontrolünde yaşaması ve hayatını eve, çocuklara adaması için her türden fiziksel, ruhsal ve toplumsal baskıya uğruyor.

Kadınların çoklu becerileri, çabucak organize olabilmeleri, okulda ve iş dünyasında çok etkili sonuçlar alabilmeleri erkek egemen dünyanın kabusu.

Birey olarak yaşamak, erkeklerin belirlediği sınırları yıkmak ve gücünü, kapasitesini ortaya koymak isteyen kadınlara “Sen bizim göz zevkimize hitap etmek, bize evde hizmet yapmak ve çocuklar doğurmak zorundasın; güzel, uslu, itaatkar olursan, evde dört duvar arasında yaşarsan başın derde girmez; kendi iradenle, kendi mevkiinle, kendi paranla yaşamak gibi bir şeyi aklından bile geçirme!” mesajı asırlardır verilip duruyor.😠🤔😠

genc-japon-kadini
japon-kadini-topuklu-ayakkabi

Kadını dört bir yandan kuşatan bu baskılar, kadını toplumda kendi adıyla bir konum elde etmekten alıkoyuyor. Kadın, babası ve kocasının kontrolünde, seyahatinden alışverişine, kariyer kararlarından doğum yapıp yapmama noktasına varana dek, kısıtlanıyor; ev içine doğru iteleniyor.

Kendi kazanımları olmadığı için kazancının vergisini de ödemiyor; kendi sosyal ve sağlık sigortaları dahi olmaksızın aileye yemek, temizlik yapıp çocuklar için koşturan ve kendini unutmuş, erkeğin insafına kalmış bir ruh haline sürükleniyor. Ulusal ekonomiler eğitimli, meslek ve konum sahibi kadın gücünden yoksun kaldığı için güdük ve sorunlu oluyor.

Bu baskı, erkek egemen dünya görüşüne sahip olanların korkularını, acizliğini de gösteren önemli bir işaret. Kendi yaşamını kendisi inşa eden, hoşlanmadığı şeylere boyun eğmek zorunda olmayan kadın modeli, kendini bilinç düzeyinde ilerletememiş erkeklerin “erkek olarak yetersiz” hissetmesine yol açıyor.

Ama macun tüpten çıktı artık. Kadınlar durumu fark ettiler ve artık seslerini çıkartıyorlar ayağa kalkıp. “Tıp fakültesine girip cerrah olamazsın ama sana iş yerimizde pozisyon veriyorsak, yüksek topuklu ayakkabı giyip bize cazibeli gözükmek zorundasın!” şeklindeki arkaik ve ilkel dünya görüşü eninde sonunda yıkılacak. Japon aktivistlerin topuklu ayakkabı zorunluluğu karşıtı kampanyası bu açıdan bence çok umut verici.😎👌👍

Kadınların Japonya örneğindeki gibi zorlama ve dayatmayla değil de kendi hür iradeleriyle yüksek topuklu ayakkabı serüvenini merak ediyorsanız şu yazıma da uğrayabilirsiniz: “Runatolia 2019 Kadınları Topuklu Ayakkabı İle  Koşturdu” 

Güzel görünmek, bakımlı, olmak, spor veya daha feminen olmak, parfümler, yüksek topuklu ayakkabı, saç modelleri…

Kadınlara sunulan her türden ürün ya da hizmet eğer kadınlar olarak biz onları kendimiz için beğeniyor ve istiyorsak değerli. Hiçbir kadının bakımlı ve itaatkar bir ev insanı yapılmaya çalışılmadığı, kadınların tamamının toplumsal yaşamda kendi statüsüyle ve kendi gücüyle var olduğu bilinçli, uygar toplumlara bir an önce kavuşmak dileğiyle…

Siz ne diyorsunuz Japon gelenekselliği ve cinsiyetçilik konusuna? Bu tür geniş ölçekli kampanyalarla kadınların üstündeki baskılar yok edilebilir mi sizce? Japon aktivistlerin yaklaşımı ülkemize de uyarlanabilir mi?

Görüşlerinizi yorumlar kısmında merakla okumayı bekleyeceğim.

Henüz abone olmadıysanız yeni içerikleri size iletebilmem için Shoepera’ya abone olmayı unutmayın!👍

Son olarak : “Topuklu ayakkabı kadının kişisel zevki ve ritüelidir; zorla dayatılamaz.” diyerek yazıma son veriyorum.

Gelecek içeriklerde buluşmak üzere…

“Ayakkabı ruhun arabasıdır.”

Sevdiklerinle Paylaş:



Comments

  1. Yazının en sonundaki sorularla yorumlarımıza katkı sunmanı seviyorum. Japonlar gelenekçi olduğundan bazı yeniliklere adapte olmakta zorlanıyorlar. Teknolojideki açılımı özgürlükler konusunda da yapmalı. İmza kampanyaları mutlaka ses getirir. Topuklu konusunda kısa boyun da etkisinin olduğunu düşünüyorum.
    Bu arada sağlık konusunda da Japonlar çok iyi. 100 yaşını geçmiş 70 bin kişi ile dünya 1.si ve bu sayının yüzde 80’i de kadın. Teşekkürler, yine çok detaylı ve güzel bir yazı yazmışsın.

    1. Yazımı beğenmene çok sevindim.
      Kısa boy konusunu hiç düşünmemiştim gerçekten.
      Japonlar’a hep toplum terbiyelerinden, etik anlayışlarından ötürü çok saygı duyarım ama
      kadınlarını böyle üzmeleri kocaman bir eksi puan oldu sanki.

      Beslenmeleri bize göre çok hafif ve güneşten uzak duruyorlar.
      Sanırım biraz genetik avantajları da var;uzun yaşıyor ve pek çökmüyorlar.

      Dilerim bu kampanya bazı şeyleri değiştirir; kadınları özgür ülkeler her zaman
      5-0 önde.

      Her şeyin olduğu gibi, sanırım geleneğin fazlası da zarar.
      Gelecek yazılarda buluşmak üzere, yorumun için çok teşekkürler.
      Sevgilerimle

  2. Teknolojide bu kadar ileri bir ülkeden beklenmeyecek davranışlar. Topuklu ayakkabı şık olsa da günlük hayatta hiç pratik ve sağlıklı değil. Japon kadınları destekliyorum 😊

    1. Gerçekten Japonya bu tutumuyla çok puan kaybediyor.
      İstediği kadar teknoloji üretsin, kadınına kötü davranan bir toplumun gelişmiş toplum sayılması olanaksız.
      Umarım bu kampanyadan olumlu bir gelişme doğar.
      Sevgilerimle

  3. Güzel bir konuya değinmişsiniz Aslı hanım ben burda ki amacı tam anlayamadım kadınlara sadece işkence olsun diye mi yüksek ayakkabılar giydirmeye çalışıyorlar. Gerçi ben bunu duymuştum karşılığında 20.000 imza toplayıp itiraz etmişler ama kabul görmemiş diye biliyorum yazık günah ya böyle hassas konular üzerinde durduğunuz içinde teşekkürler saygılar.

    1. Engin Bey Merhabalar,

      Burada kadının özgür iradesine müdahale var.
      Yani erkek işverenler diyor ki Japon kadına:”Topuklu giyip bizim gözümüze güzel ve cazip gözükmek zorundasın, yoksa sana iş vermeyiz.”
      Kadını üretken bir birey olarak değil, sadece göze hoş görünmek ZORUNDA olan bir cinsel nesne konumuna indirgiyorlar.
      Bu faşist ve cinsiyetçi bir uygulama.
      Bu uygulamada bir alt mesaj daha var: “Sen kadın olarak öyle terfi etmeye, yükselmeye, yöneticiliğe v.b. uğraşma, senin görevin sadece bize güzel gözükmek.”

      Gerçekten Japonya’ya ne kadar saygı duysam da, kadınlarına cinsel obje muamelesi yapan bir topluma “Bizimla değilsın!.” diyorum ve eksiyi basıyorum. 👎👎👎

      1. Aslı hanım söylenecek çok kelime olmasına rağmen bloğunuzun kalitesini bilen biri olarak aşağı çekmek istemediğim çok bir şey yazmak istemiyorum. Yani çok saçma sapan bir yaklaşımda bulunmuşlar kendi eşlerinin de başkalarına güzel görünmeye çalıştığı mecburiyetini unutuyorlar. Sanırım birde hindu kadınları ile ilgilide böyle daha üstlerde bir muamale ile karşılaştıklarını duymuştum belki bunlarla ilgili yazabilirsiniz diye fikirmek isterim.Açıklamalarınız teşekkür ederim.

        1. Maalesef büyük ve örnek konumdaki Japonya gibi ülkelerde bile hala kadın
          özgürlükleri güvence altında değil.
          Bu itirazlar, kampanyalarla bir nebze olsun mesafe alınacağına inanıyorum.
          Kadınlarına kötü davranan, kısıtlayan, ezen ulusların 21. yüzyılda artık
          yeni bakış açıları geliştirmeye ihtiyaçları var.

          Önerinizi mutlaka araştıracağım. Bakalım Hindu kadınların ayakkabıyla ilişkileri
          kadar, sosyal yaşamda nasıllar? Güzel bir araştırma içeriği olabilir bu.
          Çok teşekkür ederim yeni bir yazıma fikir babası olduğunuz için.

          Selamlar, sevgiler

  4. Japon kadınlara topuklu ayakkabı dayatması, kadını belli bir kalıba sokan gelenekçi tutumdan mı yoksa politik (kapitalist politika) çirkinliğin bir parçası mı çok emin olamadım ama toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda hala çok ilkel oldukları da bir gerçek. Elbette bu durum Japonya’yla sınırlı değil, ne yazık ki, tüm dünya genelinde ciddi bir cinsiyetçilik söz konusu. Bir siyasetçi nasıl olur da şirketlere, kadınların topuklu ayakkabı giymesinin bir gereklilik olduğunu dikte eder? Kendi değerlerini, bireysel fikrini nasıl dayatabilir? İnsanların kendi tercihlerini yapmalarına engel olmak nasıl bir zorbalıktır… Bu kabul edilemez. Konu sadece ayakkabı değil, kişisel hak ve özgürlüklerin sabote edilmesidir.
    Şaka gibi, “Kadınlar çalışmak zorunda değil ama çalışacaklarsa, daha çekici, daha kadınsı, daha seksi görünmek zorundalar…” çünkü böyle buyurdu “egemen erkek…”

    1. İşte hep sıkıntısını çektiğimiz şeyi Japon kadın da çok sert yaşıyor.
      Ekonomik gelişmişlik, toplumsal gelişmişlikle ters orantılı Japonya’da.
      Ama yeni nesil Japon kadınlardan ümitliyim.
      Teknolojiyle beraber kadın uyanışı hız kazandı.
      Dilerim bu kampanyayla sonuç alırlar.
      Yorumunuz için çok teşekkürler.
      Sevgilerimle

  5. Japonya’da kadınlara uygulanan yaptırımlar beni çok şaşırttı Aslı Hanım. Dışarıdan bakıldığında gayet modern bir ülke gibi görünüyorlar oysa ki. Teknolojide ilerlemiş, kalkınmış ekonomisi iyi bir ülke imajı var. Bir yandan geleneklerine çok bağlı olduklarını biliyorum. Ama bu gereksiz uygulamaları hiç beklemiyordum. Hiç yakıştıramadım. Zaten dünyanın başına ne geliyorsa, bu saçma geleneklerden kurtulamamak yüzünden geliyor diye düşünüyorum. İyi ve güzel olan geleneklere bir sözüm yok ama insanları ayrıştıran, öteleyen tüm gelenekleri silinmeli yeryüzünden. Ancak o zaman insanca yaşamayı başarırız sanki… Evet dünyanın hemen her yerinde ataerkil bakış açısı var. Ve ne kadar gelişirlerse gelişsinler bundan kurtulamıyorlar insanlar yazık gerçekten. Yine çok farklı bir konuya değinmişsiniz. Ve yine sayenizde bir şey öğrenmiş oldum. Teşekkürler.

    1. Kadınlarına böyle davrandıklarını öğrenmek Japonya konusunda tam bir hayal kırıklığı oldu Gülhan Hanımcım.
      “Gelenekler” adı altında erkek egemen, cinsiyetçi görüşler hakim kılınmak istese de internet birçok şeyi değiştiriyor.
      İnternetle beraber Japon kadınlar da Batılı ve özgürce yaşayan kadın modelleriyle karşılaştı artık.
      Eskisi kadar kolay erkek güdümünde sessiz, uslu ve güzel görünme baskısı altında zapt edilemeyecektir artık.

      Gelenek, eskiye hoş ve nostaljik bir hoşluk olarak kaldığında güzel.
      Onun dışında “gelenekselliğin” sadece erkek egosuna, cinsiyetçiliğe ve zorbalığa hizmet ettiği bir gerçek maalesef.
      Çok teşekkürler ziyaretinize ve yorumunuza.
      Sevgilerimle

  6. ne karışıp dururlar biz kadınlara Tanrı özene bezene yaratmış ve doğurganlık gibi harika bir yaratım mucizesi bahşetmiş olduğu için çekemiyorlar bizi kıskanıyorlar …başımıza ne geliyorsa bundan geliyor zaten…kıskanıyorlar bizi…

    1. Kadının azmi, gücü, kapasitesi erkek egemen dünyayı ürkütüyor.
      Olabilecek tüm yollarla kadınların önü kesilmeye çalışılıyor ama artık kara göründü.
      Kadınlar kariyerlerine, özgürlüklerine sahip çıkıp seslerini yükseltiyor.
      Dilerim kendi ömür süremizde kadın özgürlüğü konusunda daha da sevindirici gelişmelere tanık oluruz.
      Yorumunuz için çok teşekkürler.
      Sevgiler

    1. Japonya evet tüm üstünlükleri bir yana gelenekselliği ve cinsiyetçiliğiyle şaşırtıyor.
      Aynı baskı bizde pek olmaz açıkçası.
      10 yılı aşkın süredir yönetici olarak görev yapıyorum ve bu süre zarfında sayısız kadın çalışanım
      doğumu veya evliliği resmen bahane edip işten ayrıldı.
      Doğal olarak ev kadınlığına evrildiler. Ama bizim kadınımızın çok önemli bir bölümü zaten Japon kadınlar
      gibi “gerçek kariyer kadını” olma isteğinde değil.
      İşten evlilikle ayrılan sayısız kadın çalışanım bana açık açık “Bana bakmak artık kocamın görevi;
      parayı o getirsin ben evde olmak, dizi izlemek, gezmek istiyorum.” demiştir.
      1-3-5 örnek değil; çoğu.

      Japon kadınlar böyle değil; kendi kariyerlerini oturtmak, yönetici, cerrah, devlet başkanı, savaş pilotu olmak istiyorlar.
      Japonya’yla benzeşen yanlarımız olsa da aramızda çok önemli sosyolojik farklar var.

      Ziyaretiniz ve yorumunuz için çok teşekkür ederim.
      Her daim sizi Shoepera’ya beklerim.
      Sevgilerimle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aslı TUNCA

14 yıl deneyimli bir stratejik pazarlama ve marka yönetimi insanı. Yaşamı stratejiler, sunumlar, lansmanlar ve eventler arasında geçer. Pazarlamayı, markaların evrenini aşkla sever; mesleğine düşkündür, ayakkabılara da :) Aşırı araştırır, çok düşünür, pek gezer, az yazar. Güzelliklere, inceliklere ve güzelliğin ardındaki felsefeye inanır. Hayatta attığımız adımlarda, ayakkabıların simgesel bir anlamı olduğunu düşünür.

Devamı Gelsin Derseniz

SHOEPERA e-mailing grubuna kaydolun; ücretsiz kulüp üyeliğini ve ayakkabı havadislerini kaçırmayın!

SHOEPERA'lılara katıldığınız için teşekkürler. Bu mesajı Shoepera abonesi olarak kulübe ücretsiz üye olma ve içeriklerden haberdar edilme tercihiniz sebebiyle almaktasınız. Ayakkabıların nabzını birlikte tutmak ve Shoepera'da olmaktan keyif almanız dileğiyle:) Aslı TUNCA

Bir şey ters gitti.





Scroll Ad 300*250 (In Post – 5-10 ve 15 . paragraflar sonrası)


Tüm İçeriklerime Göz At
Okura Özel Not

Sevgili Shoeperalılar,

Shoepera Türkiye Yüksek Ökçeler Kulübü, yapılanması gereği ücretsiz kulüp üyeliklerini e-bülten abonesi olmanızla sunuyor.

Bu sebeple:

1.E-bültene abone olmanız,

2.Beğendiğiniz içerikleri sosyal medyada paylaşmanız,

3. Shoepera’yı sosyal medyada beğenmeniz ve takibe almanız,

4. İçeriklere ilişkin yorumlarınızı paylaşmanız

5. Shoepera İçerik Planı’na katkı yapmanız benim için altın değerinde.

Bu sayede sizlere kaliteli çalışmalar sunup sunmadığımı görme fırsatı veriyorsunuz bana.

Zamanınızı ayırarak Shoepera’ya verdiğiniz tüm bu destekler için hepinize çok teşekkür ederim.

shares